İnsanlık 20 Yıldır Uzayda Yaşıyor! (Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS))

Yirmi yıl önce Dünya, evrende insanların yuva diyebileceği tek yer olmaktan çıktı. Uluslararası Uzay İstasyonu ‘ndaki (International Space Station (ISS)) insanlı uzay görevi 20. yılını tamamladı.

2000 yılının 2 Kasım’ında üç adam gezegenimizin dışında yaşayan ilk insanlar olmuşlardı. 141 gün boyunca, Amerikalı William Shepherd ve Ruslar Sergei Krikalev ve Yuri Gidzenko, Uluslararası Uzay İstasyonunda (ISS) Dünya’nın etrafında döndüler. Son yirmi yılda ISS, 19 ülkeden 241 kişiye ev sahipliği yaptı.

 

ISS

24 Aralık 2000 ‘de Amerikalı William Shepherd (solda) ve Ruslar Sergei Krikalev (sağda) ve Yuri Gidzenko (ortada) ISS ‘de bu pozu vermişlerdi.

 

 

Uluslararası Uzay İstasyonu ‘ndaki (ISS) İnsanlı Uzay Görevi 20 Yaşında!

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Rusya Federal Uzay Ajansı (Rocosmos), Japon Uzay Araştırma Ajansının (JAXA), Kanada Uzay Ajansı (CSA) ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ortak projesi Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS), astronot ve kozmonotlardan oluşan 3’erli ekipler halinde 6 kişilik mürettebat dönüşümlü görev yapmaktadır.

Ancak, uzayda bir ikametgah olmasının yanında istasyon aynı zamanda araştırmacılar için mevcut olan en eşsiz laboratuvarlardan biridir.

Gezegenimizin yaklaşık 400 km (250 mil) yüksekte yörüngede dönen istasyon, Dünya’daki bilim insanlarının biyoloji, fizik, astronomi ve hatta tıpla ilgili soruları yanıtlamasına yardımcı olabilir. İşte ISS ‘de ortaya çıkarılan dikkate değer keşiflerden bazıları.

 

ISS Yaklaşık 3000 Araştırmaya Ev Sahipliği Yapmıştır

Araştırmacılar, mikroorganizmalardan bitkilere, hayvanlara ve insanlara kadar her şeyin uzayda hayatta kalmasını sürekli merak ettiler.

NASA ‘ya göre, ISS ‘in mikro yerçekimi laboratuvarı yirmi yıldır 108 ‘den fazla ülkede bilim insanları tarafından gerçekleştirilen yaklaşık 3.000 araştırmaya ev sahipliği yaptı.

Bu tür araştırmalar, astronotları evrenin daha uzak köşelerini keşfetmek için gelecekteki gezilere nasıl hazırlayabileceğimizi görme şansı sağladı. 2017 ‘de mürettebat, istasyonda bulunan bir mikrop örneğini topladı ve DNA’sını izole etti ve onu ilk kez Dünya’ya geri göndermeden dizilimini buldular. Bu, araştırmanın çok daha hızlı ve verimli bir şekilde yapılmasına olanak tanıyan ileri bir adımdı.

 

İlk Uzay Bahçesi ‘Veggie’

Bir uzay gemisi atmosferinin alışılmadık mikrobiyal bileşimi, astronotların Mars gibi gezegenlere daha uzun görevler yapmaya başladıklarında karşılaşacakları tek engel değil!

Yiyecek bulunabilirliği de kilit öneme sahip ve bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri, Uluslararası Uzay İstasyonu ‘ndaki ilk uzay bahçesi Veggie ‘yi 2014’te oluşturdu.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu

Uluslararası Uzay İstasyonu ‘ndaki ilk uzay bahçesi Veggie 2014’te oluşturuldu.

 

Önceki on yılda, Rus kozmonotları cüce buğday, yapraklı mizuna ve bodur bezelye yetiştirmişlerdi. Yine de bu yetiştirilen besinler astronotları beslemeye yetmiyordu. Ama uzay tarımının başlangıcı olarak önemli bir adımdı.

10 Ağustos 2015 ‘te NASA astronotları, güvenlik konusunda ajansın onayını aldıktan sonra uzayda yetişen ilk marulları yedi. Ajansa göre şimdi turp yetiştiriyorlar.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) – Veggie Uzay Bahçesi

 

İkizler Araştırması (The twin study)

NASA ayrıca mikro yerçekiminin insan vücudu üzerindeki etkilerini yakından izlemek istedi.

Bu araştırmadaki en büyük çalışma  “ikizler araştırması” idi.

2015 yılında başlatılan çalışma, ikiz astronot olan Mark ve Scott Kelly‘nin ile yapıldı. Scott, ISS ‘de bir yıl geçirirken, Mark Dünya’da kaldı. Bu süre boyunca ABD’den on araştırma ekibi, iki erkeğin fizyolojik, moleküler ve bilişsel her küçük detayı – gen ifadelerinden kemik yoğunluğuna ve mikrobiyomlarına kadar incelediler.

 

NASA İkizler Araştırması (The twin study) – Mark ve Scott Kelly

 

Scott, Dünya’ya döndükten sonra, araştırmacılar ölçümleri karşılaştırdı. Scott’ın gen ifadesinin (gen ekspresyonu) bir kısmı değişmiş olsa da, neredeyse her şeyin ikiz kardeşine oldukça benzer kaldığını buldular.

 

Hastalıkların Araştırılması

İstasyon ayrıca hastalıklarla mücadele etmede de yardımcı oldu.

Yerçekiminin etkileri olmadan hücreleri incelemek, bilinmeyen özelliklerini, davranışlarını ve tedavilere Dünya’da mümkün olandan daha fazla yanıt olup olmadığını araştırdılar.

Araştırmacılar, Angiex Kanser Terapisi gibi potansiyel olarak tümör büyümesini önleyebilecek yeni kanser tedavilerini test ettiler.

Ayrıca, genetik bozukluk Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile ilişkili olanlar gibi hastalığa neden olan proteinlerin yapılarını belirlemek için de çalıştılar. İstasyonda Alzheimer, Parkinson ve astım gibi hastalıklar üzerine araştırmalar da yapıldı.

 

Pale Blue Dot

Ayrıca ISS, “pale blue dot” (soluk mavi nokta) ‘daki hayatı daha iyi anlamamıza da yardımcı olmuştur.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)

Soluk Mavi Nokta (pale blue dot), yaklaşık 6 milyar kilometre (3,7 milyar mil; 40,5 AU) gibi rekor bir uzaklıktan, 14 Şubat 1990 tarihinde Voyager I aracından kaydedilmiş fotoğraftır.

 

(Yaklaşık 6 milyar km uzaklıktan Dünya, soldan sağa resmi geçen güneş ışığı huzmelerinin birinin üzerinde, sonradan eklenen dairenin ortasında, soluk bir mavi nokta olarak görülüyor. Huzmeler, güneşin fotoğraf karesine yakın olmasından kaynaklanmaktadır. Noktanın bir huzmenin üzerine denk gelmesi ise tesadüftür.)

Saniyede yaklaşık 8 km (5 mil) hızla hareket eden ISS, her 90 dakikada bir Dünya’nın yörüngesinde dönerek altı kişilik ekibinin her gün 16 gün doğumu ve gün batımını izlemesine izin veriyor.

Hızlı ve tempolu yörüngesi sayesinde, istasyonun ormanlardaki karbon depoları, bitkilerdeki su stresi ve gezegenimizin iklimindeki değişikliklerle ilgili gerçek zamanlı verileri yakalamasına olanak tanır. Buna ek olarak, NASA’ya göre astronotlar, ilerlemeleri boyunca fırtına ve yangın gibi felaketlerin görüntülerini çekebilir, bulut örtüsünü, selleri ve karadaki değişiklikleri belgeleyebilirler.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) ve Dünyamız

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) ve Dünyamız

 

Bose-Einstein Yoğunlaşması (BEC)

Ayrıca ISS; gazlar, katılar, sıvılar ve plazmalar gibi madde durumlarına yeni bakış açıları gibi fiziğin derinliklerine inmemize izin verdi. ISS ‘deki ultra soğuk atom tesisleri 2018’de maddenin beşinci halini üretti.

Bose-Einstein Yoğunlaşması (BEY)(The Bose-Einstein Condensate-BEC) adı verilen madde hali ilk kez 1995 yılında üretildi, fakat ISS ‘deki ultra soğuk atom tesisleri ile birlikte BEY ilk kez gezegenimizin dışında üretilmiş oldu.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)

Bose-Einstein Yoğunlaşması (BEY)

 

Soğuk Alevler

İstasyonun benzersiz mikro yerçekimi koşulları, yakıtın görünür, sıcak bir alev olmadan yakılmasını da mümkün kılmıştır.

Araştırmacıların gözlemlediği şey, potansiyel olarak Dünya’yı daha az kirleten araçlar tasarlamak için faydalı olabilecek “soğuk alevler” adlı bir olgudur.

NASA, Dünya’da oluşan ve birkaç saniyede titreşen soğuk alevlerin aksine, ISS ‘dekilerin dakikalarca yandığını ve bilim insanlarının onlara daha iyi incelemelerini sağladığını söyledi.

 

Uluslararası Uzay İstasyonu ‘nda (ISS) son 20 yıllda yapılan araştırmaların bilime katkısı çok değerli olmuştur. Ancak bu sadece bir başlangıç! Önümüzdeki yıllarda, bizleri ne gibi bilimsel gelişmelerin beklediğini hep beraber göreceğiz.

 

 

Kaynaklar:

  • https://www.popsci.com/story/space/biggest-findings-twenty-20-years-of-the-international-space-station-iss/
  • https://www.nasa.gov/mission_pages/station/research/news/b4h-3rd/eo-clear-high-def-images
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Soluk_Mavi_Nokta
  • https://www.nasa.gov/feature/nasa-s-twins-study-results-published-in-science

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.